3 Ekim 2010 Pazar

Herkes çocuk büyütür ama bazıları elinde bi ekmek kabuğu ile dışarda çıplak ayak oynamasına izin vererek...

Bir insan yavrusundan bahsedeceğimi düşünüyorsanız, korkarım sizi fena yanılttım :)

Nedenini bilemiyorum oldum olası kedi, köpek yavruları, insan yavrularından daha çekicidir benim için... Daha bacak kadar çocukken sokaktan eve taşıdığım hayvanların hikayelerini annem hala gülerek anlatır.. Eh çocuğuz tabi eve kedicik bile sokamıyorum...Ergenlikle birlikte inceden isyan dönemim gelince, daha sakinleşirim umuduyla, eve kedicikler alabildim nihayet! Bu dönemde tasmayla gezdirdiğim bir tavşanım bile oldu ki, hala yemek istemek için sabahları beni uyandırması hatırımdadır... Kısa kesip asıl konuya girelim !


En uyuz, en huysuz zamanımda bile deli gibi okuyan, araştıran bir başbelası olarak hep kocaman ve sağlıklı hayvanlarım olsun istedim ve sanırım besleme konusunun önemini staj yaptığım balık çiftliğinde 1 ton kokmuş ıskarta balıktan yem yaparken, karışımın içine yiyen balıklarının etinin pembemsi olması için kırmızı biber attırıldığında, uygun yağ olmadığından bildiğimiz sıvı yağ eklettirildiğinde anladım. O çiftlikte başıma gelenlerle staj komisyonunun karnına ağrılar saplanmasına sebep oldum, bir öğrencinin hayatında yaptığı yapabileceği en iyi stajdı "nelerin yapılmamasının öğrenilmesi açısından" ama zaten bu bambaşka bir hikaye olurdu.. Neseciğime, yaptığım yem balıkların çoğunun midesini ekşitmiştir muhtemelen ama midelerinden şikayet edebilecek kadar çok yaşayamadı gariplerim...


Birgün baktım ki kocaman bir birey olmuşum, kendime ait özel bir yerim var.. Neden olmasın ki diyerek üç silahşörlerimi ve köpeğim pençe' yi alıverdim yanıma... Tamam biraz uzunca anlattım ama yazıda absürd unsurlar olmalı ki dikkatiniz dağılmasın ve ben size onlara ne kadar düşkün olduğumu hissettirme şansına sahip olabileyim...


Hayvanlar eve alınan dekoratif ürünlere benzemez, interaktiftir. Kızar, üzülür, acıkır, susar, sıkılır.. Aslını isterseniz şimdiki aklım olsaydı muhtemelen bu kadar sorumluluğa girmezdim... Bebek sahibi olmaktan farkı yoktur. (Cefası çoktur ama sefası tadından yenmez...) Haliyle sanki bebeğinizmiş gibi davranmalısınız sağlıkları konusunda.. ki bir bebeğin gelecekteki sağlığı emzirdiğiniz sütle vs ilgili olduğuna göre... Demek ki ilk 1 sene bu başbelalarının mama masrafı sizin mutfak masrafınızın 2 3 katı olacaktır...Bir hayvanınız olduğunda, 14- 15 yıl beraber yaşayacağınızı bilip ileriye dönük düşünmelisiniz... İşte bu yüzden beslenme diğer herşeyden çok önemli... Temelinizi sağlam atın...

Herkes çocuk büyütür ama bazıları elinde bi ekmek kabuğu ile dışarda çıplak ayak oynamasına izin vererek...


Yazının bu kısmı korkunç sıkıcı olacak ama ne yazıkki bazı bilimsel detaylar eklemeliyim ki, iş azcık ciddiye binsin...


Öncelikle;

İnsanların mideleri ALKALİ 'dir. Hayvanların ise ASİDİK .

Hayvanların ağızda sindirimi çok azdır, çünkü çiğneme olayı minimumdadır.

Asidik mideye sahip hayvanlar, "çoğu insan yemeğini" sindiremeyebilirler. İnsanların yemekleri, insanlara özeldir ve alkalik mide de sindirilir.


İnsan yemeğini, asidik mideli hayvanınıza verirseniz ne olur?

Hayvanınız besini tam olarak sindiremez !

Sindirmiş olsa dahi, bir süre sonra sizin yemeklerinize hem kendi, hemde midesi alışır, yani midesi alkalikleşmeye başlar !


Midesi alkalikleşen bir hayvan ;

Hastalıklardan eskisi gibi korunamayacak ve hasta olacak !

Diş tartarları oluşacak !

Dişetleri yangılaşacak ve çekilecek !

Dişleri hızla çürümeye hatta dökülmeye başlayacak !

Mide ağrısı çekmeye başlayacak !

Midesinde delinme olacak ki bu da mide kanamasına yol açacak !

Ağız kokusu dayanılmaz bir hal alacak !

Saldırganlaşacak, yemek yememeye başlayacak !

Yemek yanında tatlı da verdiğiniz için, kör olabilecek !

Çabuk yaşlanacak !

Hareketsizleşecek !

ve maalesef ;

Ya açlıktan, ya hastalıktan, ya da çabuk yaşlanmadan dolayı erkenden size veda edecek.


Eeee nerde kaldı sizin hayvan sevginiz...


Aslında bu yazı kilometrelerce daha uzayabilir ama uzamasa sanırım daha iyi olacak.


Son olarak bir tek leblebi üzerine kurduğum felaket senaryomu yazayım...


Leblebi yemektesiniz. Benim muhteşem köpeğim her zamanki şirinliğiyle yanınıza geldi ve siz kıyamadınız bir tanecik leblebi verdiniz. İnsan abur cuburunun dayanılmaz lezzeti hayvancağızın beynine kazındı ve her ağzı oynayan insanın yanına gidip şirinliğiyle bir şeyler dilenmeye başladı. (Dayanamayıp bir bilimsel gerçek daha yazayım şuraya.. Köpeğiniz sadece bir kere insana ait birşey yediğinde o tadı hiçbirşeye değişmeyecektir.) Bir tek leblebi ile başlayan hikaye artık bana farkettirilmeden yemeğin suyuna banılmış ekmek boyutuna geçti. Bu arada ben köpeğimin neden çuvalı 160 kağıt olan profesyonel mamasını yemediğini anlamamakla meşgulum. Pençe' nin ağzıda iğrenç kokmaya başladı, tüyleri de dökülüyor.. Allah Allah!!!!! Ama köpek baştan çıkmıştır bir kere artık istediğin mamayı ver o masalardan dilenmekte ve tadı muhteşem, içeriği onun için zararlı herşeyi yemektedir. Bu sırada dişlerinde tartarlar oluşmuştur ve ben onu veterinere götürmem... Çünkü şans ya olayların farkında değilimdir...İşler büyür ve köpeğim yıllar önce kucağımda ölen cooker gibi ölüverir.. Bana kalan ise "ne oldu, neden öldü" diye ağlamaktır. (ki bu hikayenin ölümsüz versiyonunda ben olayı farkedip veterinere giderim ama iş işten geçtiği için maddi olarak kocaman bir yükün altına girerim. Ya böbreklerinde bir sıkıntısı vardır, ya midesinde.. Eh malum veterinerler bu işten para kazanıyor! )


Bahsettiğim cookerın ölmesi yanlış hatırlamıyosam 7 - 8 yıldan fazla sürdü.. Neden bebeğim 14- 15 sene yaşayabilecekken, erkenden ölsün.. hem de benim ya da ona kıyak yaptığının sanan sizin yüzünüzden...


Kedime, köpeğime zalim davrandığımı düşünüyor olabilirsiniz.. Ne düşündüğünüz benim hiç umrumda değil.. Eğer daha iyi bir fikriniz varsa lütfen kendinize ait kediniz ve köpeğiniz üzerinde deneyiniz.. BENİMKİLERDEN UZAK DURUN !!!