31 Aralık 2010 Cuma
aha da yılbaşı
mutluluk ile mutsuzluk arasında kapana kısılmak çok fena...
haa ayrıca ümit' ten ayrıldığımdan beri böylesinin daha iyi olduğunu bilmeme rağmen adamı özleme salaklığını kendime yaşatıyorum ki bu muhtemelen yaşadığım boşluktan ve üst katta çok güzel gülümseyen kemençeci çocuğu düşünerek kafayı yemek üzereyim ki muhtemelen bu da aynı aptalca boşluktan...sevmeyi özledim... ve lütfen kafamdaki aşkı en uygun alakasız adama yapıştırmadan sevmek istiyorum..
22 Aralık 2010 Çarşamba
Bakalım Neler Yapmışım :Pp
iş hayatım süper hatta babamın bütün uyuz hareketlerine rağmen hayatımın en mutlu kışını yaşıyorum falan.. ama sevgi arayışı hala devam etmekte..
Ümit: Kokusunu unutamadığım adam... sadece yalnız kaldım, sevgimi paylaşacak biri olmadığı için özlüyorum.. zor da olsa geç! ( hatta burada kendime not: o kadar özlüyorum ki; arada doğru dürüst privacy sağlayamadığı facebook profilinden ne yapmış ne etmiş kontrol ediyorum.. en son kafamda yazmıştı :// lanet herif.. benim de kafamda :/// )
Ceyhun: Gülüşüne hasta olduğum adam.. ama ya eski kocaya ya da Ümit' e benziyordur diye korkuyorum.. elim ayağım titriyor.. geceleri onu düşünerek uyuyorum.. hayaller kuruyorum.. ama bu ben değilim.. ya çok yalnız hissettiğim için bir gülüşe kanmışım gibi davranıyorsam... hepsini geçtim acaba ben bir ilişkiye hazır mıyım....
kısaca...
çok güzel bir kış geçiriyorum.. manyaklar gibi yemek kurslarına gidiyorum.. hatta o kurslardan çıkasım yok.. ufacık bir sorunum var.. çok sevesim var gene.. çokkk.. şu üsttakini kandırmam 5 dakkamı almayabilir.. ama ya kandırdıktan sonra... aile olasım var mı acaba ? öyle de güzel bir gülüşü var ki.. acaba güldüğü kadar sevebilir mi.. acaba beni olduğum gibi kabul edebilir mi...
Şu Efes daha ne kadar ağlatacak acaba beni..
27 Kasım 2010 Cumartesi
iyi ki doğdum....
3 Ekim 2010 Pazar
Herkes çocuk büyütür ama bazıları elinde bi ekmek kabuğu ile dışarda çıplak ayak oynamasına izin vererek...
Bir insan yavrusundan bahsedeceğimi düşünüyorsanız, korkarım sizi fena yanılttım :)
Nedenini bilemiyorum oldum olası kedi, köpek yavruları, insan yavrularından daha çekicidir benim için... Daha bacak kadar çocukken sokaktan eve taşıdığım hayvanların hikayelerini annem hala gülerek anlatır.. Eh çocuğuz tabi eve kedicik bile sokamıyorum...Ergenlikle birlikte inceden isyan dönemim gelince, daha sakinleşirim umuduyla, eve kedicikler alabildim nihayet! Bu dönemde tasmayla gezdirdiğim bir tavşanım bile oldu ki, hala yemek istemek için sabahları beni uyandırması hatırımdadır... Kısa kesip asıl konuya girelim !
En uyuz, en huysuz zamanımda bile deli gibi okuyan, araştıran bir başbelası olarak hep kocaman ve sağlıklı hayvanlarım olsun istedim ve sanırım besleme konusunun önemini staj yaptığım balık çiftliğinde 1 ton kokmuş ıskarta balıktan yem yaparken, karışımın içine yiyen balıklarının etinin pembemsi olması için kırmızı biber attırıldığında, uygun yağ olmadığından bildiğimiz sıvı yağ eklettirildiğinde anladım. O çiftlikte başıma gelenlerle staj komisyonunun karnına ağrılar saplanmasına sebep oldum, bir öğrencinin hayatında yaptığı yapabileceği en iyi stajdı "nelerin yapılmamasının öğrenilmesi açısından" ama zaten bu bambaşka bir hikaye olurdu.. Neseciğime, yaptığım yem balıkların çoğunun midesini ekşitmiştir muhtemelen ama midelerinden şikayet edebilecek kadar çok yaşayamadı gariplerim...
Birgün baktım ki kocaman bir birey olmuşum, kendime ait özel bir yerim var.. Neden olmasın ki diyerek üç silahşörlerimi ve köpeğim pençe' yi alıverdim yanıma... Tamam biraz uzunca anlattım ama yazıda absürd unsurlar olmalı ki dikkatiniz dağılmasın ve ben size onlara ne kadar düşkün olduğumu hissettirme şansına sahip olabileyim...
Hayvanlar eve alınan dekoratif ürünlere benzemez, interaktiftir. Kızar, üzülür, acıkır, susar, sıkılır.. Aslını isterseniz şimdiki aklım olsaydı muhtemelen bu kadar sorumluluğa girmezdim... Bebek sahibi olmaktan farkı yoktur. (Cefası çoktur ama sefası tadından yenmez...) Haliyle sanki bebeğinizmiş gibi davranmalısınız sağlıkları konusunda.. ki bir bebeğin gelecekteki sağlığı emzirdiğiniz sütle vs ilgili olduğuna göre... Demek ki ilk 1 sene bu başbelalarının mama masrafı sizin mutfak masrafınızın 2 3 katı olacaktır...Bir hayvanınız olduğunda, 14- 15 yıl beraber yaşayacağınızı bilip ileriye dönük düşünmelisiniz... İşte bu yüzden beslenme diğer herşeyden çok önemli... Temelinizi sağlam atın...
Herkes çocuk büyütür ama bazıları elinde bi ekmek kabuğu ile dışarda çıplak ayak oynamasına izin vererek...
Yazının bu kısmı korkunç sıkıcı olacak ama ne yazıkki bazı bilimsel detaylar eklemeliyim ki, iş azcık ciddiye binsin...
Öncelikle;
İnsanların mideleri ALKALİ 'dir. Hayvanların ise ASİDİK .
Hayvanların ağızda sindirimi çok azdır, çünkü çiğneme olayı minimumdadır.
Asidik mideye sahip hayvanlar, "çoğu insan yemeğini" sindiremeyebilirler. İnsanların yemekleri, insanlara özeldir ve alkalik mide de sindirilir.
İnsan yemeğini, asidik mideli hayvanınıza verirseniz ne olur?
Hayvanınız besini tam olarak sindiremez !
Sindirmiş olsa dahi, bir süre sonra sizin yemeklerinize hem kendi, hemde midesi alışır, yani midesi alkalikleşmeye başlar !
Midesi alkalikleşen bir hayvan ;
Hastalıklardan eskisi gibi korunamayacak ve hasta olacak !
Diş tartarları oluşacak !
Dişetleri yangılaşacak ve çekilecek !
Dişleri hızla çürümeye hatta dökülmeye başlayacak !
Mide ağrısı çekmeye başlayacak !
Midesinde delinme olacak ki bu da mide kanamasına yol açacak !
Ağız kokusu dayanılmaz bir hal alacak !
Saldırganlaşacak, yemek yememeye başlayacak !
Yemek yanında tatlı da verdiğiniz için, kör olabilecek !
Çabuk yaşlanacak !
Hareketsizleşecek !
ve maalesef ;
Ya açlıktan, ya hastalıktan, ya da çabuk yaşlanmadan dolayı erkenden size veda edecek.
Eeee nerde kaldı sizin hayvan sevginiz...
Aslında bu yazı kilometrelerce daha uzayabilir ama uzamasa sanırım daha iyi olacak.
Son olarak bir tek leblebi üzerine kurduğum felaket senaryomu yazayım...
Leblebi yemektesiniz. Benim muhteşem köpeğim her zamanki şirinliğiyle yanınıza geldi ve siz kıyamadınız bir tanecik leblebi verdiniz. İnsan abur cuburunun dayanılmaz lezzeti hayvancağızın beynine kazındı ve her ağzı oynayan insanın yanına gidip şirinliğiyle bir şeyler dilenmeye başladı. (Dayanamayıp bir bilimsel gerçek daha yazayım şuraya.. Köpeğiniz sadece bir kere insana ait birşey yediğinde o tadı hiçbirşeye değişmeyecektir.) Bir tek leblebi ile başlayan hikaye artık bana farkettirilmeden yemeğin suyuna banılmış ekmek boyutuna geçti. Bu arada ben köpeğimin neden çuvalı 160 kağıt olan profesyonel mamasını yemediğini anlamamakla meşgulum. Pençe' nin ağzıda iğrenç kokmaya başladı, tüyleri de dökülüyor.. Allah Allah!!!!! Ama köpek baştan çıkmıştır bir kere artık istediğin mamayı ver o masalardan dilenmekte ve tadı muhteşem, içeriği onun için zararlı herşeyi yemektedir. Bu sırada dişlerinde tartarlar oluşmuştur ve ben onu veterinere götürmem... Çünkü şans ya olayların farkında değilimdir...İşler büyür ve köpeğim yıllar önce kucağımda ölen cooker gibi ölüverir.. Bana kalan ise "ne oldu, neden öldü" diye ağlamaktır. (ki bu hikayenin ölümsüz versiyonunda ben olayı farkedip veterinere giderim ama iş işten geçtiği için maddi olarak kocaman bir yükün altına girerim. Ya böbreklerinde bir sıkıntısı vardır, ya midesinde.. Eh malum veterinerler bu işten para kazanıyor! )
Bahsettiğim cookerın ölmesi yanlış hatırlamıyosam 7 - 8 yıldan fazla sürdü.. Neden bebeğim 14- 15 sene yaşayabilecekken, erkenden ölsün.. hem de benim ya da ona kıyak yaptığının sanan sizin yüzünüzden...
21 Şubat 2010 Pazar
abidik gubidik düşüncelerim :)
bugün bendeniz uçağa binmiş izmir' e doğru süzülürken, çok yorgun olmama rağmen uykum bi kaçtı o biçim... sonracıma kendimi tuhaf şeyler düşünürkene buldum ve kendi kendime dedim ki bunları günlüğümle paylaşmalıyım :)
öncelikle uçak teknolojisinin nasıl çevre düşmanı olduğunu düşünürken aklıma internetten bilet alırken iteledikleri hizmet bedeli geldi.. hizmet kelimesi ne alakaysa eskort kelimesine çağrışım yaptırdı.. ve dedim ki madem hizmet bedeli ödüoz nerde koca memeli sarışınlar :)) sonracıma dedim ki nasolsa bu hizmet bi işe yaramıo bare kaldırsınlar yerine çevre vergisi koysunlar... parayı da çevre bakanlığı hayırlı bi işte kullanır elbet :Pp yaw bence böle bi vergi zaten vardır ama ben gene de düşündüm işte :)
derken uçakta ağlayan veletlere takıldı kafam... zaten midem ağrıyodu sinir 1500 modundaydım.. dedim ki kendi kendime bu çocukları neden hafif sersemletip bindirmezler ki uçağa :)) bence öle bi düzenleme benim gibi çocuktan ve çıkardığı bilumum sesten rahatsız olan uyuz ve huysuz tipler için mükemmel olur :)) şimdi diceksin ki e çocuk bu vardır bi sıkıntısı... haklısın ama anası babası çocuğun derdine derman olamıosa ben o zırıltıyı çekmek istemiom... ben otelde kedi köpekten rahatsız olan olur diye o kadar hayvanı odama tıkıveriom ya aynı hesap :) sersemletme fikri dahiyane her ne kadar uygulayacak kimse çıkacağını düşünmesemde :)
en son olarak ta mideme bi kıyak düşündüm :) bu cins ağrıyıp şişip duruyo ya.. ilaçlar var hani üzerinde proton inhibitörü yazar... dedim ki inhibitörü boşver direk bombasını patlat midede protonun kurtul komple lakin işin ucunda tatlı canımdan olmak var ben de kendime kıyamadığımdan sadece sindirim sistemimi aldırmakla yetineceğim :))
yaw günlükçüğüm... ben bunları düşünürken daha komiklerdi sanki.. ay nese yazıverdim işte... gidiom şimdi de öpüldün cicim ;)
9 Şubat 2010 Salı
vallaha baydım
yahu yazın o kadar yoğun tempodayken ah diyordum kış gelsin akşamlara kadar yatacağım kıçımı kaldırmayacağım e ama sıkıldım artık... yat yat nereye kadar... bu aralar sıkıntıdan olsa gerek hayatımda ki hiçbirşey keyif vermez oldu... dur lan yazasım da yok hatta.. gittim ben yazmicam... hayden başka sefere inşalla....
31 Ocak 2010 Pazar
8 Ocak 2010 Cuma
Olmazların peşinde...
bil bakalım ne oldu günlükçüğüm... klasik regl hassasiyetini alkolle destekledim... gülerim.. ağlarım... kendim yazar kendim oynarım... kendi ipimi kendim çekerim...
imgeleri simgeleri imaları ya da ne halt deniyorsa onları bi kenara bırakalım asıl sıkıntıma gelelim... hani teninin kokusunu özlediğim adam... ayrıldık.. barıştık.. sonra hayatımdan bi anda anlamadığım şekilde defolan... iyi ki defolmuşmuş belki de... her yaptığında farkedip sonra bir daha ki sefere kadar unutmayı tercih ettiğim birşeyi gene yaptı ve ben az önce tuvalete gittiğimde beni rahatsız eden şeyin tam olarak ne olduğunun adını koymayı becerebildim... beraber içiyoruz.. kafamız tavan yapıyor muhteşem eğleniyoruz... ama o kadar... sevgililer bunu yapmaz...
devamını getiremedim... ama her hissettiğim içimde kitli....